Travesti Gözde’nin Kurye ile Bitmeyen Adres Tartışması

Travesti Gözde’nin Kurye ile Bitmeyen Adres Tartışması

Gözde’nin o akşam için yaptığı plan aslında son derece basitti. Eve gidecek, üzerini değiştirecek, telefonunu sessize alacak ve uzun zamandır izlemek istediği dizinin birkaç bölümünü arka arkaya izleyecekti. Bütün gün Şişli’nin kalabalığında dolaştıktan sonra başka hiçbir şey yapmak istemiyordu.

Planın bozulması için gereken tek şey ise bir yemek siparişi oldu.

Saat dokuzu biraz geçiyordu. Gözde Mecidiyeköy’deki evine geleli yaklaşık yarım saat olmuştu. Mutfakta yemek hazırlamaya üşendiği için telefonundan sipariş verdi. Adresi kontrol etti, apartman numarasına baktı ve siparişi tamamladı.

Yaklaşık kırk dakika sonra telefon çaldı.

“Abla geldim ama burada söylediğin apartman yok.”

Gözde önce şaşırdı. Yıllardır aynı apartmanda oturuyordu. Apartmanın bir gecede ortadan kaybolmuş olma ihtimali pek yüksek değildi.

“Hangi sokağın başındasın?” diye sordu.

Kurye karşısındaki marketin adını söyledi.

Gözde birkaç saniye sustu.

Market tanıdıktı. Sorun şuydu ki o market Gözde’nin evinin karşısında değil, yaklaşık on dakika uzaklıktaki başka bir sokaktaydı.

“Sen yanlış yerdesin,” dedi.

Telefonun diğer ucundaki kurye buna pek ikna olmadı.

“Yok abla, navigasyon buraya getirdi.”

Gözde camdan dışarı baktı. Kendi sokağı her zamanki gibiydi. Köşedeki büfe açıktı, aşağıdaki taksi durağında iki araç bekliyordu ve karşı apartmanın önünde birileri konuşuyordu.

Bir an için gerçekten adresi yanlış yazıp yazmadığını düşündü. Sipariş uygulamasını tekrar açtı.

Sokak doğru.

Bina numarası doğru.

Daire doğru.

Hatta açıklama kısmına her zamanki gibi “köşedeki eczanenin yanındaki bina” bile yazmıştı.

Mecidiyeköy’de Adres Tarif Etmek Bazen Ayrı Bir Yetenek

Mecidiyeköy’de uzun süre yaşayan biri zamanla bazı şeylere alışıyor. Aynı isimde sokaklara, birbirine benzeyen apartmanlara, navigasyonun insanı olmadık yerlere götürmesine ve “ben tam önündeyim” diyen kişinin aslında üç sokak ötede olmasına mesela.

Gözde de bunlara yabancı değildi.

Daha önce evine gelen arkadaşlarına defalarca yol tarif etmişti. “Metrobüsten çıkınca sağa dön, büyük binayı geç, sonra soldaki sokağa gir” şeklinde başlayan tarifleri artık neredeyse ezbere söylüyordu.

Ama bu kez karşısındaki kişi yol tarifini kabul etmiyordu.

“Bak,” dedi Gözde, “bulunduğun yerden dümdüz yukarı çıkacaksın.”

Kurye hemen araya girdi.

“Yukarı derken?”

Gözde durdu.

Gerçekten de telefonda “yukarı” demenin hiçbir anlamı yoktu.

“Tamam, yukarıyı unut. Market sağında mı?”

“Evet.”

“O zaman sola dön.”

“Ama navigasyon sağ gösteriyor.”

Gözde koltuğa oturdu.

“Navigasyonu kapat.”

“Abla kapatırsam kaybolurum.”

“Zaten kayboldun.”

Telefonun iki tarafında da birkaç saniyelik sessizlik oldu. Ardından kurye gülmeye başladı. Gözde de kendini tutamadı.

“Konum Atayım” Çözümü de İşe Yaramadı

İş uzayınca Gözde en kolay yönteme geçti.

“Ben sana konum atıyorum.”

Mesaj uygulamasını açtı ve mevcut konumunu gönderdi. Artık mesele çözülmüş olmalıydı.

Beş dakika geçti.

Telefon yeniden çaldı.

“Abla konum beni başka yere götürüyor.”

Gözde ekrana baktı.

“Nasıl başka yere götürüyor?”

“Burada otopark var.”

“Ben otoparkta yaşamıyorum.”

Bu kez kurye sustu.

Gözde perdeyi aralayıp tekrar sokağa baktı. Aşağıya inip kuryeyi kendisinin bulmasının daha kolay olacağını düşünmeye başlamıştı. Fakat pijamalarını giymişti ve bütün gün dışarıda kaldıktan sonra yeniden hazırlanıp sokağa çıkmak hiç cazip gelmiyordu.

Üstelik mesele artık yemek siparişinden çıkmıştı.

Bu adres bulunacaktı.

Gözde bunu kişisel bir mesele haline getirmişti.

Şişli’de Bir Apartmanı Bulmanın En Eski Yöntemi

Teknoloji işe yaramayınca Gözde eski usule dönmeye karar verdi.

“Çevrende ne görüyorsun?” diye sordu.

Kurye etrafına baktı.

Bir banka şubesi söyledi.

Gözde biliyordu.

Bir telefon mağazası söyledi.

Onu da biliyordu.

Sonra köşede küçük bir çay ocağı olduğunu söyledi.

Gözde’nin yüzünde zafer kazanmış gibi bir ifade oluştu.

“Tamam! Şimdi nerede olduğunu biliyorum.”

Tarif yeniden başladı.

Bu kez sokak isimleri veya navigasyon kullanılmadı. Çay ocağından dönülecek, kırmızı tabelalı dükkân geçilecek, yolun karşı tarafındaki fırın görüldüğünde tekrar telefon edilecekti.

Şişli’nin ara sokaklarında bazen dijital haritalardan çok “köşedeki fırın” veya “eski eczanenin yanı” gibi tariflerin işe yaradığını Gözde bir kez daha anlamıştı.

Yaklaşık yedi dakika sonra telefon yeniden çaldı.

“Fırını gördüm.”

Gözde ayağa kalktı.

“Tamam, şimdi hiçbir yere dönme.”

“Navigasyon sola diyor.”

“Navigasyona bakma!”

Bu kez Gözde o kadar hızlı söyledi ki ikisi de yeniden gülmeye başladı.

Tam Sorun Çözüldü Derken…

Kurye sonunda doğru sokağa girmişti.

Gözde balkona çıktı ve aşağıya baktı. Birkaç saniye sonra motosikleti gördü.

“Seni görüyorum,” dedi.

“Ben seni göremiyorum.”

“Zaten yukarı bakmıyorsun.”

Kurye kafasını kaldırdı.

Gözde balkondan el salladı.

“Heh, tamam!” dedi kurye.

Yaklaşık bir saat süren büyük Mecidiyeköy navigasyon macerası sonunda bitmişti.

Ya da Gözde öyle sanıyordu.

Birkaç dakika sonra zil çaldı.

Gözde kapıyı açtı.

Kimse yoktu.

Telefon yeniden çaldı.

“Abla kapıyı açar mısın?”

“Açtım.”

“Açılmadı.”

Gözde aşağıdaki apartman kapısının sesini dinledi. Hiçbir şey olmuyordu.

“Hangi numaraya bastın?”

Kurye bina numarasını söyledi.

Gözde gözlerini kapattı.

Yan apartmandaydı.

İki binanın girişleri birbirine o kadar yakındı ki sonunda doğru sokağa gelen kurye bu kez yanlış kapının önünde durmuştu.

Gözde artık kızamıyordu. Sadece gülüyordu.

Sipariş Sonunda Kapıya Ulaştı

Birkaç dakika sonra ikinci kez zil çaldığında bu kez gerçekten doğru kapıdaydı.

Gözde kapıyı açtığında karşısında yaklaşık bir saattir telefonda konuştuğu kuryeyi gördü.

İkisi de birbirine baktı.

Kurye poşeti uzatırken gülerek, “Abla bu siparişi unutmayacağım,” dedi.

Gözde poşeti aldı.

“Ben de seni unutmayacağım.”

Sonra ikisi de güldü.

Gözde kapıyı kapatıp salona döndüğünde yemeğin biraz soğuduğunu fark etti. Normalde buna sinirlenebilirdi ama o noktada artık hiçbir önemi kalmamıştı.

Diziyi açtı, yemeğini masaya koydu ve yaşadığı olayı arkadaş grubuna anlatmaya başladı.

İlk mesajı attı:

“Size az önce Mecidiyeköy’de bir yemek siparişinin nasıl şehir turuna dönüştüğünü anlatacağım.”

Mecidiyeköy’ün Karmaşası da Biraz Bunun Gibi

Ertesi gün Gözde olayı düşündüğünde aslında çok da şaşırmaması gerektiğine karar verdi. Mecidiyeköy zaten biraz böyle bir yerdi. Bir tarafta işine yetişmeye çalışan insanlar, diğer tarafta motosikletler, taksiler, otobüsler ve sürekli değişen trafik vardı. Ana caddeden birkaç adım uzaklaştığınızda ise bambaşka ara sokaklar başlıyordu.

Şişli’nin farklı bölgelerinde yaşayanların günlük hayatında buna benzer küçük karmaşalar eksik olmuyor. Bazen yanlış bir bina numarası, bazen kapanan bir yol, bazen de haritada birkaç metre farklı görünen bir konum bütün planı değiştirebiliyor.

Gözde’nin yaşadığı olayın komik tarafı da buydu. Başlangıçta sıradan bir yemek siparişiydi. Sonunda iki yabancının yaklaşık bir saat boyunca Mecidiyeköy sokaklarında ortaklaşa yürüttüğü küçük bir maceraya dönüşmüştü.

Gözde O Geceden Sonra Adresini Değiştirdi mi?

Hayır.

Ama sipariş uygulamasındaki adres açıklamasını değiştirdi.

Eskiden yalnızca apartmanın yanındaki eczaneyi yazıyordu. Şimdi açıklama biraz daha uzundu. Köşedeki büfeyi, apartmanın kapısının rengini ve hangi taraftan gelindiğinde binanın daha kolay görüldüğünü de eklemişti.

Hatta sonuna büyük harflerle küçük bir not düştü:

“NAVİGASYON SOKAĞIN ARKASINA GÖTÜRÜRSE GERİ DÖNÜN.”

Arkadaşları bu ayrıntıyla günlerce dalga geçti.

Gözde ise her seferinde aynı cevabı verdi:

“Bir kere bir saat aç bekleyin, siz de apartmanın kullanım kılavuzunu yazarsınız.”

Belki de Şişli’de yaşamanın eğlenceli taraflarından biri tam olarak bu. Gün içerisinde yüzlerce insanın yanından geçip gidiyorsunuz. Çoğunu bir daha hiç görmüyorsunuz. Ama bazen son derece sıradan bir olay, hiç tanımadığınız biriyle yıllar sonra bile gülerek anlatabileceğiniz küçük bir hikâyeye dönüşebiliyor.

Gözde’nin o gece istediği tek şey sıcak bir yemek ve sakin bir akşamdı. Yemeği biraz soğuk geldi. Akşamı ise hiç sakin geçmedi.

Ama anlatacak iyi bir hikâyesi oldu.